Super Mario Odyssey İzlenimlerim

Kocaman adamın saatlerce ağzı kulaklarında oynadığı oyundur efendim Super Mario Odysey. Giriş ekşi sözlük gibi oldu değil mi? Ancak durum tam olarak bu.

Öncelikle standart bir girizgah yapıp oyun sitelerinin verdiği inceleme puanlarından bahsedelim. Metacritic genel ortalaması 97/100, Userscore ortalaması 9/10 Super Mario Odyssey oyununun. Tabi inceleme sitelerinin reklam ajansına dönüştüğü ve firmalardan gelen suyun kesilmemesi için “oyun oynayan kitlenin” yönlendirildiği topluluklara evrilmelerinden mütevellit, bu puanlar bizlerin oyunlara şüphe ile yaklaşmasına sebep oluyor.

Ancak Super Mario Odyssey kesinlikle böyle bir oyun değil. Oyun oynamayı “hobi” olarak gören kitlenin içerisindeyseniz ve “oyun” sizin için “eğlence” anlamına geliyorsa aranılan oyun bu olabilir.

Oyunun konusundan kısaca bahsedersek; evet yine Mario’nun azılı düşmanı Bowser, Prenses Peach’i kaçırmak için Peach Castle’a gelir, Mario’yu yener ve Prensesi kaçırır. Mario da Prenses’i kurtarmak için Bowser’ın peşine düşer. Yine aynı konu…

Peki bu sefer farklı olan ne?

Nintendo, bir süre Mario serisinin kendini tekrar eden oyunlarından sonra eşeğini sağlam kazığa bağlamış olacak ki oyun dinamikleri ve oyun deneyimi çok farklı bir noktada.

Oyundaki her bölüm bir nevi 3D açık dünya (aslında tam da değil) platform olarak tasarlanmış. Bununla beraber her bölümün içerisinde bir çok küçük yan görevler var.

Yan görevler ile beraber oyun içerisinde farklı ilginçlikler mevcut. Güzel düşünülen bir çok bölüm tasarımları var.

Yukarıdaki görselde gördüğünüz duvara; su borusunun içerisine girerek 64bit Mario olarak tırmanabilir ya da çoklu zıplama ile direkt olarak çıkabilirsiniz.

Ancak oyunu asıl farklı kılan nokta; şu yandaki basit şapka. Oyunun girizgah bölümünde cart diye sahip olunuyor ve oyun dinamikleri bu şapka üzerine kuruluyor.

O basit şapka sayesinde oyundaki bazı karakterleri ve nesneleri yönetebiliyoruz. Yönetebildiğimiz karakter ve nesneler ile oyun deneyimi de bir üst seviyeye taşınıyor. Tabi oyun deneyimi ile beraber oyun mekanikleri de otomatik olarak değişiyor içine girdiğimiz bir karakteri yönetirken.

Şapka sadece farklı karakter ya da nesneleri yönetmekle kalmıyor. Parçalanabilecek nesneleri şapkayı fırlatarak parçalıyor ve şapkayı ileri atıp, üzerinde zıplayarak daha uzak mesafelere zıplayabiliyoruz.

Basit bir dokunuşla oyun dinamiklerini farklı bir boyuta çıkaran Nintendo’ya bende bir şapka çıkartıyorum.

Oyunun amacı olabildiğince basit. Git ve Prenses Peach’i kurtar. Şimdilik toplam 10 bölge var ve hava gemimiz ile ilerleyerek bu bölgelerdeki hedeflere ulaşmaya çalışıyoruz.

Hava gemimiz bizim en önemli ulaşım aracımızken oyundaki temel itemimiz de Moons oluyor ki kendileri bizim hava aracımızın yakıtı. Tabi şöyle bir gariplik var; bazı moonslar için canımızı dişimize takarken bazıları da tabiri caizse zırt diye karşımıza çıkıyor.

Bu kadar güzellemeden sonra hiç mi kötü bir şey yok derseniz tabii ki var.

Oyundaki kontrol edilebilir karakter ve nesnelerin mekaniklerini tam olarak kavrayabilmiş değilim. Normalde bir Nintendo klasiği olarak oyuna başladıktan kısa bir süre sonra tüm mekanikleri kavramış olursunuz. Ancak bu sefer durum biraz farklı.

Bunu şöyle açıklayabilirim:

Yapılabilecek ve kontrol edilebilecek çok fazla şey var ve bir çok şeyi denemeye çalışıyoruz. Hal böyle olunca kontrol ettiğimiz karakter ya da nesnenin mekaniklerini tam kavrayamadan yeni bir şey yaparken buluyoruz kendimizi. Ya da bana öyle geldi. Tamamen kişisel bir görüş bu.

Bir de kontrolcüler konusu var ki oyun Joy-Con’ların motion control özelliğine göre optimize edilmiş durumda. En iyi oyun deneyimi için Joy-Con’ların ayrı parçalar olarak elinizde olması gerekli. Örnek olarak Joy-Con’u ileri savurduğumuzda Mario şapkasını atıyor. Eğer, Joy-Con’ları yuvarlak hareketler ile sallarsak şapka çevremizde birden fazla tur atıyor ve RPG oyunlarından alışageldiğimiz whrilwind hareketini yapmış oluyoruz.

Görünüşte güzel değil mi?

Hayır. Maalesef hayır. Bu demek oluyor ki oyun deneyimini konsolun el modunda yeterince yaşayamıyoruz. Ne demek istediğimi linkteki videoda görebilirsiniz (Videoda spoiler yok).

http://bit.ly/2jguYqP

Gelelim biraz teknik detaylara.

Oyun Nnintendo Switch’in el modunda 720p iken TV Konsol modunda 1080p olarak çalışıyor (bazı kaynaklarda 900p olduğu belirtiliyor). Her iki modda da oyun 60 fps miş.

Bu arada bahsetmeden geçmek olmaz. Gerek bölgelerin kendine özgü müzikleri, gerek oyun içi müzikler gerçekten bir harika.

Super Mario Odeyssey bittikten sonra, daha önce geçtiğiniz haritaların sonuna yeni bölümler ekleniyor. İlk etapta oyunun kendini tekrar oynatabilmesi için yeterli değil gibi geldi. Daha önce benzer mekaniği kullanan oyunlar oldu ancak işe yaradığını ben düşünmüyorum.

Öyle ya da böyle, Nintendo bir şekilde GOTY listesine bence bir oyununu daha eklemeyi başarmış görünüyor. Çok iddialı olmamakla birlikte uzun süre sonra Nintendo’nun yarattığı hype ile birlikte Zelda vs Super Mario Odyssey kapışması beklenebilir.

Super Mario Odyssey

0.00
9

Super Mario Odyssey

9.0/10

Pros

  • Eğlence
  • Yeni Bir Mario Oyunu
  • Müzikler
  • Basit Yapısı
  • Oyun Bitince Bölümlere Yeni Ek Görevler Açılıyor

Cons

  • Motion Controller ve Mekaniği

Bir cevap yazın